fbpx

Çocuk Kardiyoloji

Çocuk Kalp Hastalıklarında tanısal yöntemler

Elektrokardiyografi (EKG): Vücudun belirli bölgelerine yapıştırılan elektrotlar ile kalbin elektriksel aktivitesinin kağıt üzerinde görüntülenmesidir. Ağrısız ve acısız olan bu yöntemle, kalp hakkında iletim ve ritim problemleri ile kalp duvarlarının durumu göstermesi nedeniyle kullanılmaktadır.

Holter EKG: Göğüs duvarına yapıştırılan elektrotlara bağlı bir kayıt cihazı ile, 24 saat veya üzeri kayıt alınabilmekte ve çocuğun gün içerisinde ve hareket anında gelişen ritim bozuklukları, çarpıntı gibi şikayetlerinde tanı koyulabilmektedir.

Renkli Doppler Ekokardiyografi (EKO): Ultrasonik ses dalgaları yardımıyla kalbin boşlukları, kalp duvarları, kapakçıkları, akımların ve basınçların ölçüldüğü yöntemdir. Göğüs üzerine koyulan transduser denilen bir prob yöntemiyle kolayca görüntüler alınmakta ve çoğu kalp hastalığının tanısı koyulabilmektedir.

Telekardiyografi: Kalp değerlendirmesinde temel olarak kullanılan kalp grafisi (röntgeni), kalbin boyutları ve bazı kesimlerinin genişlemesi ile ilgili bilgi verebilmektedir.

Her Doğuştan Kalp Hastalığında Girişim Gerekir mi?

Toplumda en sık görülen doğuştan kalp hastalıkları ventriküler septal defekt (VSD), atriyal septal defekt (ASD) olarak bilinen, kalbin sol ve sağ odacıkları arasında bulunan delikler ve patent duktus arteriozus (PDA) denilen damar açıklıklarıdır. Bu anomaliler, çok geniş olmadığı takdirde, anatomik yerine bağlı olarak zamanla küçülebilmekte hatta kapanabilmektedir.

Geniş ve kapanması beklenmeyen deliklerde, çocuğun kilo alımı, kalp yetersizliği bulgularının olup olmaması gibi bulgular takip edilerek ameliyat gereksinimi ve zamanı belirlenmektedir.

Fallot Tetralojisi (mavi bebek sendromu) benzeri daha karmaşık kalp hastalıklarında ise hayatı boyunca mutlaka en az bir ameliyat gerekecektir.

Çocuk kardiyolojisi hekiminizin önerileri doğrultusunda, her kalp deliğinin kapanacağı varsayılmamalı, gerekli düzenli takip ve tedaviler uygulanmalıdır.

Doğuştan Kalp Hastalığı Nedir?

Doğuştan kalp hastalıkları; bebeğin anne karnındaki gelişimi sırasında meydana gelen kalp anomalileridir. Kalbin işlev bozukluğuna neden olabilmekte ve sebepleri değişkendir. Akraba evlilikleri, genetik anomaliler, anne veya babada doğuştan kalp hastalığı öyküsü bulunması, gebelik sırasında sigara, uyuşturucu veya bilinçsiz ilaç kullanımı ve toksinlere maruz kalmak doğuştan kalp hastalığı sıklığını arttırmaktadır.

Belirtiler arasında patolojik üfürüm duyulması, beslenirken çabuk yorulma, hızlı nefes alma, nabızların zayıf alınması bulunmaktadır. Kompleks kalp hastalıklarında ise, doğum sonrası 2-3 gün içindeki ani ve şiddetli morarma, solunum güçlüğü hatta şoka bağlı ciddi dolaşım problemi bulunmaktadır.

Yeni doğan döneminde sorun yaşamayan çocuklarda sık görülen belirtiler; çabuk yorulma, kilo alamama, sık alt solunum yolu enfeksiyonu geçirme öyküsü, parmaklarda çomaklaşma, bayılma benzeri şikayetler olabilmektedir.

Üfürüm nedir?

Üfürüm, doktorunuzun muayenesi sırasında stetoskop ile duyulan ve kalbin olağan sesleri içerisinde duyulan üflemeyi andıran bir bulgudur. Masum üfürüm ve patolojik üfürüm olarak iki tipi vardır. Masum üfürümde ses şiddeti daha zayıf olup, çocuğun göğüs duvarının erişkine göre daha ince olmasından dolayı duyulmaktadır.

Patolojik üfürümün ise yeri ve şiddeti daha farklıdır. Kalbin odacıkları arasında delik bulunması, kalpten çıkan büyük damarlarda darlık veya kalp kapaklarında yetersizliklerine bağlı olabilmektedir. Çocuk hekiminin muayenesi sırasında duyulan üfürümlerde tereddüt edilen her durumunda kardiyolojik muayene yapılması gerekmektedir.